Duvar En güncel paylaşımlar

Tuba Deniz, FALCİNA adlı falcıya bir yorum yazdı.

hiç alakasız olmuş.


0


58 dakika önce

pinar can, Falcı Dilara adlı falcıya bir yorum yazdı.

tesekkurler.


0


1 saat önce

hatice uzel, Beyaz Öfke adlı falcıya bir yorum yazdı.

harikasınız!


0


3 saat önce

İzmirli Katina bir yazı gönderdi.

HASTAYIM DİYE ÜZÜLMEYİN: HASTALIK YARARLIDIR.“Düşünce goncadır ; dil tomurcuk. Eylem ise bunların arkasındaki meyvedir”RALPH WALDO EMERSONDr. H. Tudor Edmunds anlatıyor:Teozofik (Yunanca bilge, bilgelik) bakış açısından hastalık, içsel insan için yararlı ve ayarlayıcı bir süreçtir; sadece kötü şans veya talihsizlik değil, ruhsal uyum da getirir. Hayattaki her şey gibi, sağlık da temel karma kurallarına uymaktadır. İnsanın bu kurallara karşı çıkıp da sonradan bazı yeni Şifa yöntemleri veya mucize ilaçlar sayesinde çabucak sağlığına kavuşacağını ve sorunun kökeninde yatan hatalarıyla uğraşmaktan kurtulacağını düşünmesi imkansızdır. Doğa aldatılmaz veya doğaya rüşvet verilemez; doğa ancak çalışmasına ait bir işbirliğini hoş karşılar. KOZMİK olarak bakıldığında bundan çıkarılacak sonuç, tüm hastalıkların psikosomatik olduğudur; fakat bu her zaman çok açık değildir. Çünkü insanın yaşam akışının, karmaşık varlığının hangi boyutunda engellendiğini ve belirli bir hastalığın ortaya çıkmasına sebep olduğunu anlamak bazen çok güçtür.Buna rağmen, insanın ruhu ile rahatsızlıklarının arasındaki ilişki netleştikçe, geleneksel tıp tarafından psikosomatik olarak tanınan fiziksel rahatsızlıkların listesi her geçen gün uzamaktadır.Bu genel şikayetlerin bazılarını sıralamak gerekirse, uzun süreli endişenin sebep olduğu mide ve bağırsak ülserleri, belki de listenin en başında gelir. Astım ve egzama, genelde yaşamın bir yönü hakkındaki bilinç dışı korkudan kaynaklanır. İkincil kötü etkileri olan kanama ve felçle birlikte yüksek tansiyon, bilinçli düzeyde uzun süreli endişe nedeniyle oluşur. Dahası en basitinden obezite bile hayatta eksik olan bir mutluluğu fazla yiyerek telafi etme arayışından kaynaklanır.Tüm bu vak’alarda şimdiye kadar hep kronik hastalıkları ele aldık. Akut enjeksiyonlar ise zihinsel kökenin izi bile olmaksızın, açık bir biçimde fiziksel olarak görünür. Halbuki derinlemesine incelendiğinde aşırı çalışma, aşırı düşkünlük, temiz hava veya egzersiz eksikliği gibi basit sağlık kurallarının sürekli çiğnenmesinin, eninde sonunda sistemde biriken toksit ürünlerin çoğalması ile birlikte akut bir hastalığa yol açtığı ortaya çıkar. Bu tür vak’alarda , çeşitli patalojik mikroplar, vücutta biriken artık maddelerle beslenerek aktif rol oynayabilir ve karşılığında kendi toksit maddelerini, toplam zehir yığınına ekleyebilir. Bu tür vak’alarda, çoğunlukla hastalığı yayan bakterileri yok etmeye veya hızlı çoğalmasını durdurmaya dönük ilaçlar, antibiyotikler ve “benzer cevherler” verilerek acil tedavi gerçekleştirilir ve hastanın savunmasını geliştirme kadar zaman kazanması sağlanır. Bu şekilde, ciddi bir zatürre, erken aşamalarında penisilin verilmek suretiyle ölümcül bir sona varmadan önlenebilir: fakat penisilinin hastalığı tedavi etmediği gerçeği hastalık sonrasındaki uzun iyileşme döneminde görülebilir. Burada sadece hızlı bir zincirleme reaksiyon durdurularak zaman kazanılır.Kronik Psikosomatik HastalıklarKronik psikosomatik hastalıklara değinirsek tedavinin gerçekleşmesi için hastanın işbirliği gerekmektedir. Hasta, kendini yeterli oranda sorgulayarak şifacıdan sempatik yardım alarak, yaşamsal engel teşkil eden sorunun temelinde ki bazı alışkanlıklarını, katı zihinsel tavrını veya yaşamındaki uyuşmazlığı ortaya çıkarabilir. Bu tür bir şartı değiştirdiğinde veya (eğer bu gücünün ötesindeyse) kendini ona alıştırdığında hastalık yavaşça yok olur. Bununla birlikte insanın, yaşamın zorluklarını, tam olarak göğüs gerilemeyecek kadar büyük olduğunu düşündüğü ve bilinç dışı bir biçimde dayanabileceğinden fazlasıyla uğraşma zorunluluğundan kaçışın yollarını aradığı zamanlar da olur. Yaşam yükünün yarattığı bu korku, zihinsel ve duygusal boyuttaki yaşamsal akışı etkileyerek insanın günlük sorumluluklarını azaltan veya onu daha derinde yatan korkularından özgürleştiren kronik fiziksel bir rahatsızlığı ortaya çıkarabilir. Bu tür bir hastalık, ancak hayatın problemleriyle bütünüyle yüzleşebilme gücü geliştiği zaman tedavi olur. O zaman gelene kadar, bir dereceye kadar rahatlama sağlansa da hiçbir tedavi yöntemi kesin sonuca ulaşmaz.Kronik hastalık vak’aları, özellikle yaşamın erken safhalarında meydana geldiğinde ve olası nedenleri bulunamadığında, göz önünde bulundurulması gereken bir faktör daha vardır. Böyle bir durumda, mevcut hastalığı oluşturan karmik güçlerin kökenleri, muhtemelen bir önceki yaşama dayanır o koşullar altında yeniden alışma sürecinin tamamlanması için yeterli zamanın bulunamaması nedeniyle, süreç şimdiki yaşama taşınabilir. Bu tür bir hastalığın şifası, yaratılan asıl uyumsuzluk güçlerinin büyüklüğüne bağlı olarak, birkaç ay da sürebilir, bütün bir ömre de yayılabilir. Köklerinin muhtemelen daha derinlerde olmasına ve daha zor yok edilebilmelerine rağmen tedavi, sanki o güçlerin kökeni bu enkarnasyondaymış gibi, aynı olacaktır.Her Derde Deva Olan Bir ilaç YokturŞifa sürecinin, bu engellerin aşılması olduğunu ve homeopati, alopati (zıt tedavi yöntemi) veya osteopati gibi herhangi bir sisteme bağımlı olmadığını görüyoruz Geleneksel ya da değil, belirli bir vakalada bu yaşama gücünün gerekli düzeyde serbest bırakılmasını sağlayan herhangi bir tedavi, hastanın kendi içinde derinden şifaya hazır olması ve işbirliğine gitmesi koşuluyla, şifa verici bir sonuç yaratacaktır.Hastalık nedenleri dört temel başlık altında toplanabilir.Kazalar ve Yanlışlıklar : Zararlı bir şeyin kasıtsız olarak yapılmasıdır.Cehalet : Bilgelikten yoksun zihnin sınırlamalarından kaynaklanan muhtemelen en büyük nedendir.Korku: Abartılmadan ve normal bir işlev olarak belirdiğinde, aslında koruyucu ve faydalıdır. Fakat cehaletin sunucu olduğunda, aşırıya kaçmakta, duygusal boyutta yaşamı sınırlamaya ve gerginliğe neden olmaktadır. Bu da fiziksel bedende kendini göstererek değişik sistem ve organların rahatsızlıklarını ortaya çıkarmaktadır. Felç ve çeşitli kalp problemlerinin yanı sıra muhtemelen tüm nevrozlar da bunun örneklerindendir.Zevk Düşkünlüğü : Bu, abartılmış korku gibi cehaletin ince bir şeklidir, çünkü eğer insan tamamen bilge olsaydı, bedensel işlevlerinden aşırıya kaçmadan zevk alırdı. Doğanın aldatılamayacağını ve eninde sonunda içgüdüsel gereksinimlerinin ötesine gittiğinde, bedelini ödeyeceğini bilirdi. Zevk düşkünlüğü tütün, alkol ve diğer zevk verici uyuşturucuların kullanımı gibi, en başından itibaren zararlı olduğu bilinen bir unsuru içerebilir. Kurban bu gerçeğin farkındadır, fakat aldığı zevkin daha sonra ödemesi gereken bedele değdiğini düşünür ya da ondan kaçınırken bir şekilde şanslı olabileceğini düşünür. Öte yandan insanın düşkünlüğü, fazla yemek yeme veya fazla çalışmada olduğu gibi aşırıya kaçmaması şartıyla zararsız bir doğaya da sahip olabilir. Bu vakkaların tümünde, insanın bir kimyacı veya doktora, tüm kötü sonuçları yok edecek bir ilaç vermesi için para ödeyerek karma kanunundan kurtulabileceği inancı yatmaktadır. Bu tür bir inanç aldatıcıdır, çünkü ilaçlar insanın eylemlerinin sonuçlarını yok edemezler, sadece belirtileri azaltabilirler.İnsanın Şişmanlığı ve nefes alma sıkıntılarını, doğanın kaprisine bağlayarak kendini kandırması ve bundaki sorumluluğunu kabul edip evinde hiçbir ücret ödemeden aç kalmak yerine, bir kliniğe giderek para ödeyip kendini aç bırakması, kendi eylemlerimiz , için sorumluluk almayı sıklıkla reddedişimize güzel bir örnektir.Rahatlama Tedaviden Daha YaygındırŞifacının verebileceği yardımın, genellikle hastanın zihinsel tavrı ile kısıtlandığı ve radikal bir Şifa yerine, bir derece rahatlama sağlayarak hastayı tatmin etmeye dönük olduğu sonucuna ulaşabiliriz. Acı çeken insanoğluna her zaman yardım etmeye hazır olan Yeni Ahit’in büyük şifacısı, bile, kendi sınırlarını kabul etmiş ve kendi şifa güçlerini hastalara hiçbir zaman dayatmaya çalışmamıştır. Bunun yerine, yardıma ihtiyacı olan herkese, “Kapıda durup, kapıyı çalın” demiştir. Bundan sonra ilk açılışı yapması gereken, hastanın kendisidir.Tüm terapi konularında, önemli bir gerçek sürekli hatırda tutulmalıdır. Gerçek şifayı oluşturan doğadır, insan sadece doğanın yolunu, onunla işbirliği yaparak kolaylaştırabilir, bu aynen bir bahçıvanın, bitkilerini gelişerek içlerinde saklı olanın en mükemmel ifadesini sunması için en uygun toprak ve ortamı yaratmasına benzer. Bahçıvan ne kadar denerse denesin; kimyasallardan ve topraktan yeni bir gül veya zambak yaratamaz.Çok hassas bir ameliyatı yapmakta olan iyi bir cerrah, hastayı iyileştiremez; sadece hasta dokuları alarak veya yerinden oynamış olanları düzenleyerek, onları doğanın Şifa süreçlerini gerçekleştirmesi için en uygun şartlarda bırakacak temelleri hazırlar.Bir doktorun hastasına yardım edebileceği değişik yollarda vardır Bazen basit bir tavsiyeyle fakat büyük çoğunlukla sempatik ve şefkatli anlayışla. Bu tür bir davranış, tüm bilinç boyutlarında bir uyum atmosferi yaratır. Hastanın, ne olduğunu anlamadan, içsel olarak rahatlamasına ve genelde hastalığa sebep olan gerginlikten kurtulmasına yardımcı olur. Fakat bundan da fazlasında şifacı, kendisiyle hasta arasında bir köprü yaratmış olacaktır ve bu köprünün üzerinden şifacının kendi armonize edici güçleri, hastaya doğru yol alır ve şifa güçlerini arttırır.Sempatik KöprüHer türlü kişisel şifada, doktor ve hasta arasında kurulan bu sempatik köprü, muhtemelen en önemli faktördür. Hastada güçlü bir inanç uyandırır. İster ilaçlar, masaj, radyan ısı ve “benzer doğaya sahip cevherler” gibi kendine özgü faydalı güçleri olsun, isterse yaramaz olduğu halde doktor ile hasta tarafından faydalı olacağına inanılan bir tedavi olsun, kullanılabilecek her türlü fiziksel tedavinin etkisi artar. Daha güvenilir bir tedavi başarısız olurken, bazen etkisiz bir tedavinin şifayı sağlamasının nedeni, işte bu sempatik köprüdür. Burada şifa gücü, uygulanan tedavide değil, yaratılan sempatik anlayışta ve şifacının olumlu yardım etme arzusundadır. Bu, şifacının daha suptil bilinç boyutlarında yardım etme isteğini sağlar, aynı zamanda onu, doğanın bazı şifa güçlerinin hastaya geçmesi için bir kanal yapar.Bir kere sempati köprüsü kurulduktan sonra, hasta tamamıyla işbirliği yapmak isterse, bu içten gelen yardım etme isteği, uzaktan da aynı şekilde çalıştığı için, süreç sürekli tekrarlanabilir ve sonuçlar genellikle muhteşem olabilir.Aynı rahatsızlığın, neden bir vak’ada sağlık yaydığı varsayılan bir kutu sayesinde; bir diğerinde ilaç sayesinde; üçüncüsünde etkisiz bir hapla ve dördüncüsünde de dua ile iyileştiği, şimdi daha iyi anlaşılabilir.İlaç, sadece hastanın inanç ve işbirliğini kazanmaya dönük etkili bir araç olarak kullanılabilir. Aynı zamanda ısı uygulama veya ağrı kesici bir ilacın enjekte edilmesinde olduğu gibi, ilacın kendiliğinden şifacı veya iyileştirici işlevi de olabilir.Bazen, ciddi bir duygusal çatışmayla uğraşmakta olduğu gibi, ilaçların aşama aşama verilmesi gerekebilir. Böyle bir vak’ada, zihni meşgul eden ajitasyon nedeniyle hastaya sempatik bir uyum yakalamak imkansız olabilir ve hastaya her şeyden önce sakinleştirici verilmesi gerekebilir. Daha sonra biraz sakinleştiğinde, onunla iletişim kurmak ve daha derin bir tedaviye devam etmek mümkün olacaktır. Eğer bir şifa oluşursa, hasta tedavisinin başarısını, yanlışlıkla, duygusal zorlukların çözümlenmesi yerine, kullandığı ilaca bağlayacaktır.kaynak: Şifa Rehberi


0


3 saat önce

Gonca Bozat, medyume hanim adlı falcıya bir yorum yazdı.

Tavsiye ederim.çok tereddüt etmiştim ama memnun kaldım.çok teşekkür ederim


0


4 saat önce

pınar bayar, Asya Selim adlı falcıya bir yorum yazdı.

çok beğendim doğru bilgiler


0


4 saat önce

Neslihan Şen , Medyum Mehmet adlı falcıya bir yorum yazdı.

Teşekkürler


0


5 saat önce

Gökşahan Gezen, Nevra Ahvaz adlı falcıya bir yorum yazdı.

Çok teşekkürler yorumlarınız için.Kendinize iyi bakın :)


0


6 saat önce

kahinci gamze bir resim gönderdi.

Overton
1


8 saat önce

Sevgül Adıgüzel, Beyaz Cadı adlı falcıya bir yorum yazdı.

😊


0


9 saat önce